O; tarih boyunca hakkında elli bine yakın kitap, yüz binlerce makale yazılmış tek Türk’tür!..

Laiklik devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil  akla ve bilime dayandırılmasıdır. 
Laiklik, dinin doğru uygulanabilmesinin teminatıdır!..
Tarihe Dair Notlar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam6
Toplam Ziyaret310443

VAHDETTİN’İN ABD BAŞKANI’NA MEKTUBU

 

  (Vahdettin’s Letter to the President of U.S.A)  

   Vahdettin, San-Remo’da bulunduğu günlerde ABD Başkanı’na bir mektup yazmıştır. Bu mektup, Halis Reşat Bey tarafından Paris’te bulunan Amerikan elçiliğine teslim edilmiştir. Elçilik de bu mektubun orijinalini ve İngilizce çevirisini I5 Nisan 1924 tarihli yazısıyla Washington’a göndermiştir.

   Vahdettin’in mektubu Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi’nde 86700/1788 numarada kayıtlıdır.

   İşte o ibretlik, tarihi mektup: 

  “Amerika Cemahir-i Müttefikiye Reisi Mösyo Coolidge Cenablarına

   Siyasi olayların ve gelişmelerin tüm iç yüzünü, hangi nedenlerden dolayı Saltanat merkezimi geçici bir süre için terk etmek zorunda kaldığımı biliyorsunuz. Bu konuda ayrıntılı bilgi sunmayı gereksiz görüyorum.

    Bu süresiz uzaklaşmanın, babadan kalma sahip olduğum Saltanat ve Hilafet makamından vazgeçtiğim anlamına gelmeyeceği açıktır. Ankara meclisi gibi bir isyancı fitnenin bu konuda alacağı tüm kararların geçersiz olacağını bildiririm. Şöyle ki;

   İslam Hilafetinin Osmanlı Saltanatı’ndan soyutlanması ve ayrılması ve Hilafetin tümüyle kaldırılması dini, kavmiyeti, vatanı belirsiz ve karışık askerlerden ve öteki sınıflardan oluşan küçük bir şer zümresinin kısmen zorla ve kısmen bilgisizlik ve gafletle yönlendirdiği beş-altı milyonluk Türk kavminin yetki alanı içinde değildir.  

  Bu ancak tüm İslam dünyasınca atanan uzman kişilerden oluşan bir meclisin toplanması ve tüm din bilginlerinin ortak kararı ile çözümlenecek büyük bir evrensel sorundur. İslam bilginlerinin bildiği üzere şeriata aykırı kararlar herhangi makamdan olursa olsun sonuçsuz kalmaya mahkumdur.

   Bundan başka bu durumun, içinde bulunulan koşullarda İslam dünyasında sonuçları pek vahim olabilecek büyük bir heyecana yol açacaktır. Ayrıca gelişmiş ülkelerin iç güvenliklerine de büyük bir etki yapacaktır.

   Hanedanımın ileri gelenleri aleyhinde Ankara meclisi tarafından kabul edilen sürgün ve kovma, emlakine ve bireysel mallarına el koyma gibi haksız kararları hanedanım  bireylerini, insan ve kişilik haklarından soyutlar mahiyettedir.

   Bu konuda yüce kişiliğiniz ve cumhuriyet hükümetiniz tarafından olanaklar ölçüsünde yapılabilecek yardımları pek değerli sayacağımı açıklamaya gerek yoktur.  Bu vesile ile sağlıklı olmanızı yüce haktan niyaz eylerim.

                                13 Mart 1924. Mehmed Vahideddin”

(İhsan Güneş, “Vahdettin’in Amerikan Başkanı’na Mektubu”,

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/33/254.pdf)

Vahdettin’in 1924 yılında ABD Başkanı’na yazdığı bu mektup, Vahdettin’i aklayıp “Büyük vatan dostu!” yapmaya çalışanların fena halde yanıldıklarını gözler önüne sermektedir. Bu belge, Vahdettin’in Kurtuluş Savaşı sırasındaki hıyanetleri bir yana, asıl büyük “hıyanetini” San Remo’daki sürgün günlerinde yaptığını göstermektedir.

   Vahdettin’in ABD Başkanı’na yazdığı mektuptaki bazı ifadeleri “hıyanetin” yazıya dökülüş, belgelenmiş halidir. Bakın ne diyor Vahdettin: 

   Vahdettin’in mektubundaki, “TBMM, dini, ırkı, vatanı belirsiz ve karışık askerlerden ve öteki sınıflardan oluşan küçük bir şer zümresidir” ve “Beş-altı milyonluk Türk milleti bilgisiz ve gafildir!” biçimindeki ağır hakaret içeren cümleleri, Vahdettin’in her şeyden önce Türk milletine düşman olduğunu  ve adeta kendisini ve hanedanını Türk milletinden soyutladığını göstermektedir.

   “Türk milletine hakaret etti!” diyerek Aziz Nesin’e saldıranların, Tük milletine hakaret eden Vahdettin’e nasıl davranacaklarını merak ediyorum doğrusu.

  “Hilafetin kaldırılması gelişmiş ülkelerin iç güvenliklerine büyük etki yapacaktır!”  diyen Vahdettin’in Türk milletinin iç güvenliğini değil de gelişmiş milletlerin iç güvenliğini düşünmesi, Hilafetin kaldırılması gelişmiş milletlere zarar  verir” diyerek ABD’yi  kışkırtmaya  çalışması, kelimenin tam anlamıyla “hainliktir”. Çünkü Vahdettin, “gelişmiş milletler” derken Müslüman sömürgelere sahip İngiltere gibi emperyalist Batı ülkelerini kastetmektedir Halifeliğin kaldırılmasının bu ülkelerdeki Müslümanlarda huzursuzluk yaratacağını ve bu huzursuzluğun Müslüman sömürgelere sahip (gelişmiş milletlerin), emperyalist Avrupa’nın iç güvenliğini bozacağını dile getirmekte, yani Halifeliğin kaldırılmasının emperyalist Avrupa’ya da zarar vereceğini belirtmekte ve ABD’den, Hilafeti geri getirmek için yardım istemektedir. 

    Vahdettin’in mektubunda dikkati çeken en önemli noktalardan biri de “kaçak padişahın” gelişmeleri doğru tahlil edememesi ve adeta hayal dünyasında yaşamasıdır. “Saltanat merkezini geçici bir süre terk etmek zorunda kaldım!”, “Saltanat ve Hilafet  makamından vazgeçmiş değilim” diyerek bu durumun geçici olduğunu düşünmesi, yeniden saltanat düşleri görmesi, Vahdettin’in siyasi ve toplumsal gelişmeleri doğru analiz etme yeteneğinden yoksun bir “mecnun” olduğuna işarettir.

   “Kurtuluş Savaşı sırasında Sivas Kongresi’nde Amerikan mandası kabul edilmiştir!” diyerek akıllarınca Atatürk’ü ve milliyetçileri “ABD mandacısı” diye damgalamak isteyen Cumhuriyet Tarihi yalancıları, 1924 yılında Vahdettin’in ABD Başkanı’na “Aman bana yardım et!” diye yalvarıp yakarmasını nasıl açıklayacaklardır acaba?

   İşte, yurt dışında bulunduğu sırada Türkiye ve Atatürk aleyhine hiçbir olumsuz işe girişmediği söylenen Vahdettin’in Türkiye karşıtı bazı marifetleri!

  Ayrıca İngiliz arşivlerinde ele geçirilen bazı belgeler, Vahdettin’in Avrupa’dayken İngiliz yetkililerine yazdığı bazı mektuplarda Atatürk için, “küfre varan derecede ağır ifadeler” kullandığı görülmüştür.

   İşte Necip Fazıl’ın ifadesiyle, “Büyük vatan dostu Sultan Vahdettin!”

   Bugünkü Vahdettincilerin, “din”, “iman” diyerek, “halkçı görünerek” çocuklarını ABD’de okutmalarının, ABD vatandaşlığına geçmelerinin veya ABD’de ikamet etmelerinin sırrını bulduk sanırım!

   Bugün Türkiye öyle bir hale getirildi ki, Türkiye’de yıllardır beyni yıkanan insanların bir kısmı bu Vahdettin’i “kahraman”, “halk adamı” “dindar” zannederken; bu milleti bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşturan Atatürk’ü “hain”, “halk düşmanı”, “dinsiz!” zannetmektedir.

   Ne diyelim, çok yazık!..

 Sinan Meydan

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz